28 Haziran 2010 Pazartesi

Bekleyiş Sona Eriyor

Hangi aydı? Mart galiba. Kulaktan dolma, internetten bakma bilgilerle; henüz çoğu isim netleşmemişken İzin istedi hemen işten. 25, 26 ve 27 Haziran için. Koskoca bir cuma, cumartesi ve pazarı Beşiktaş İnönü Stadında geçirmekti niyeti. Biletler alındı, geri sayım başladı. Bu macerada tek başına değil elbette. İşyerinden arkadaşlar, eski işyerindekiler, yurttan oda arkadaşları Liste günden güne uzadı. 2008deki Metallica konserine de böyle cümbür cemaat gitmişlerdi. Ama bu defa farklı.

Tarih tekerrürden ibaret değil. Çünkü Metallica sahnede yalnız değil.
Geçtiğimiz yıl Hollanda, Almanya, İspanya, İsveç, Finlandiya ve İngiltereyi sarsan ve o hızla bu yaz İngiltere, Polonya, İsviçre, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, İspanya, İsveç ve Finlandiya dâhil 11 ülkeyi dolaşmayı planlayan Sonisphere Festival, üç gün boyunca İstanbulda. Metallicanın çalacağı pazar günü bilhassa önemli. Şöyle ki; Metallica ile beraber eski Metallica gitaristi Dave Mustainein liderliğindeki Megadeth, iki Grammy ödüllü thrash metal devi Slayer ve Türkiyede ilk defa çalacak.

JÜLİDE KARAHAN

SKYLIFE/HAZİRAN

Golfe Açılan Kapı: Belek

Geçtiğimiz ay iki önemli organizasyona ev sahipliği yapan Belek, golf turizmi konusunda kelimenin tam anlamıyla atakta.


Antalya’nın Serik İlçesi’ne bağlı Belek Beldesi, Mayıs ayında iki önemli organizasyona ev sahipliği yaptı. Biri Avrupa Bayanlar Golf Turnuvası’nın Türkiye ayağı ‘Turkish Airlines Ladies Open’, diğeri European Challenge Tour’un Türkiye ayağı ‘Turkish Airlines Challenge 2010’… Geçtiğimiz yıl golf turizminden 130 milyon 230 bin 914 Euro kazanan ve 2010 yılı sonunda bu rakamı 155 milyon Euro’ya çıkarmayı planlayan belde; 2012’de Dünya Amatör Golf Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak. Tüm bunları birleştirdiğimizde Belek’in golf konusunda kısa zamanda ne kadar yol kat ettiğini görüyoruz.

Türkiye’de golf sporuna her ne kadar 1895 yılında başlanmış olsa da Belek için hikâyenin geçmişi pek o kadar da eski değil. Şöyle ki; Türkiye eski cumhurbaşkanlarından rahmetli Turgut Özal bir gün helikopterle Antalya’dan Side’ye giderken aşağıya bakar ve ‘Burası neresi?’ diye sorar. ‘Belek’ der ve ekler yanındakiler: ‘İşe yaramaz, bataklık bir yer…’ ‘Burayı golf turizmine açalım.’ der Özal. Yanındakiler birbirlerine şaşkın şaşkın bakar...Özal’ın isteği, Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda (1990 – 1994) kendine yer bulunca; Belek’in talihi döner. Beldenin ilk golf sahası National Golf Club, 18 Kasım 1994’te 920 dönümlük arazisiyle hizmet vermeye başlar. Şimdilerde 15 kilometrelik sahil şeridinde 14 golf sahasına ve 52 beş yıldızlı otele sahip olan belde, 2008’de IAGTO (Uluslararası Golf Tur Operatörleri Birliği) tarafından ‘Avrupa’nın En iyi Golf Destinasyonu’ seçilerek rüştünü ispatlar.

DEĞMEYİN GOLF TUTKUNLARININ KEYFİNE!

Yılın neredeyse tamamını yüksek doluluk oranlarıyla kapatan Belek sahalarının tercih edilirliği herkesin malumu. Bu tescilli gerçeğin en temel sebeplerinden biri, bölgenin sahip olduğu mükemmel iklim koşulları. Doğa ve kültürel zenginlik avantajlarına Antalya’nın dinamizmi de eklenince… Değmeyin golf tutkunlarının keyfine.

Ama Belek’in asıl farkı; sürprizli ve zorlu sahaları. Turkish Airlines Ladies Open oyuncularına göre sahalar gerek tasarım, gerek planlama, gerek kondisyon bakımından tek kelimeyle ‘harika’. Oldukça zorlu ve macera dolu hatta. Sporcuyu oyun içinde farklı stratejiler geliştirmeye iten ve vuruş kaçırmayı kesinlikle affetmeyen Belek sahaları, fazla değil bundan 3 – 5 yıl sonra dünyanın tüm profesyonellerinin ilk tercihi olursa kimse şaşırmasın!

BİRGÜN HERKES GOLF OYNAYACAK

Küçük beyaz bir top, aheste revan 4 – 5 saat ve 7 – 8 kilometrelik uzun bir yol… İlk başta biraz garip geliyor insana ama sonrası malum. Bir kere sahaya çıktınız mı dönüşü yok. Yeşil, beyaz, sessiz, sakin bir dünya. Amerika’da her üç kişiden birinin golfle ilgilenmesi boşuna değil. Çok kişisel ama bir o kadar da sosyal bir spor golf. Çok umutlu sonra. Her defasında yeni bir başlangıç. Çok kötü bir vuruş yapsanız bile bir sonrakinin iyi olacağı umudu daima içinizde.

Eskiden zamanı ve parası olanların sporu olarak bilinirdi golf; şimdi o devir bitti. Bir ayakkabı, bir eldiven... 1000 – 1500 Dolara en iyi takımı alıyorsunuz zaten. Kulüp üyelik ücretleri hâlâ biraz fazla ama o da saha sayısı arttıkça aşılacak. Carya Golf Club Başkanı Fikret Öztürk’ün deyişiyle; “Yatırımcılar görevini yaptı. Şimdi sıra belediyelerde. Golfün halk sporu olması için belediyelere çok iş düşüyor.


KUTU:

PEKİ YA ELDİVENİN TEKİ!

Ahmet Ağaoğlu (Türkiye Golf Federasyonu Başkanı)

“Golfçüyle avcının anısı bitmez. Her defasında yeni bir macera... Zaten golfün uzun yıllar oynanmasının ardında yatan nedenlerden biri de budur. Yaşlı sporu derler. Öyle değil, yaşlıların da yapabildiği spor... Federasyonun 4500 faal lisanslı oyuncusundan 3500'ü 18 yaşın altında. Ben 1987'de tanıştım golfle. Bir iş için Dubai'ye gitmiştim. Bir golf sahasının açılışı televizyondan naklen veriliyordu; zümrüt yeşili bir saha, çöl ortasında vaha… Çok ilgimi çekti, sahayı gezmeye gittim ve ben bu sporu yapacağım dedim. Türkiye’de var mı, yok mu; bilmeden. Malzemeleri de bilmeden aldım. Eve gittim, paketleri açıyorum hararetle. Eldivenin tekini bulamayınca alışveriş yaptığım mağazaya geri gittim ertesi gün. Meğer tek eldiven lazımmış. Böyle bir başlangıç işte. Şimdi olayı çözdüm ama en önemli şey eksik hâlâ. Golfte; bir önceki ne kadar kötü olursa olsun, onu unutup bir sonraki vuruşa yoğunlaşmak gerekiyor. Ben 1996’daki Türkiye Amatör Şampiyonası’nda oynadım, o zamanlar fazla oyuncu da yoktu. Neyse; birinci günün sonunda kendi kategorimde liderdim. Klasis Golf Kulübü'nün 4 vuruşluk 8.

JÜLİDE KARAHAN

SKYLIFE/HAZİRAN

.......

KEŞFİ BİTMEYEN ŞEHİR: İSTANBUL

İmparatorluklar Başkenti İstanbul’u bir kez daha keşfetmeye ne dersiniz?


Galata Kulesini yaşlı balıkçının rast giden tebessümünden yeniden keşfetmemizi salık veren reklamı bilmeyen kaldı mı? Ya da güzel kızın gülüşünden Haydarpaşa Garı’nı… Şehir; İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın reklamı tarafından çepeçevre sarılmıştı ki; yeni bir haber geldi. Kentin dili olsa ‘Bu kadarını ben bile beklemiyordum’ diyeceği cinsten. Dile kolay; 8000 yıllık bir tarih ve 58 farklı müzeden toplanan 500’den fazla eser bir arada. Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde 5 Haziran’da açılacak ‘Bizantion’dan İstanbul’a: Bir Başkentin 8000 Yılı’ başlıklı sergi kapsamında...

Şehrin tarihine hiç bu kadar yaklaşmamıştık. İstanbul’un, Marmaray Projesi dâhilindeki Yenikapı kazılarıyla daha da geriye giden tarihini derleyip toplayan sergi; yurtdışından 39, Türkiye’den 19 müzeyle işbirliği içinde. Varoluşlarından bu yana ilk defa bir araya gelen eserler; İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Vatikan, Macaristan, Yunanistan, Avusturya, Belçika, Hollanda, İrlanda, Katar, Portekiz ve Rusya gibi ülkelerden seçildi. Bir araya gelenler arasında ticaret, hediye ve 4. Haçlı Seferi’nde olduğu gibi yağma yoluyla çeşitli ülkelere dağılmış hazineler var.

GARNİZONDAN BAŞKENTE

Bir Roma garnizonuyken Doğu ve Batı Roma’nın ayrılmasından sonra başkente dönüşen; Bizans İmparatorluğu’nun gelişme, duraklama ve çöküş evrelerinden sonra 1453’te Osmanlılar tarafından fethedilen bir şehir bahsi geçen. Bizantion’dan Nea Roma’ya, Constantinopolis’ten İstanbul’a; Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarına başkentlik yapmış üstelik…

Türkiye’deki devlet müzeleri ile özel müze ve koleksiyonların da katkı yaptığı sergide; İstanbul’un Avrupa tarihiyle özdeşleşen geçmişinin parlak ve çalkantılı evreleri tüm gerçekliğiyle karşımızda. Müzede; yabancı ve Türk 20 akademisyenin makalelerini içeren ve zengin görsellerle donatılmış kapsamlı sergi katalogu da mevcut. İstanbul’la ilgilenenler için; sergi 4 Eylül’e dek açık, kitap baki.

……………
‘Bizantion’dan İstanbul’a: Bir Başkentin 8000 Yılı’, 5 Haziran – 4 Eylül tarihleri arasında Sakıp Sabancı Müzesi’nde görülebilir. Bilgi için: muze.sabanciuniv.edu

JÜLİDE KARAHAN

SKYLIFE/HAZİRAN