Aslında her zaman ama bilhassa yaz arifelerinde tatil için en iyisi: UNESCO Dünya Mirası Listesi.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde Türkiye’ye ait 10 kültürel çekim noktası
var. Sayacak olursak; tüm tarihi alanlarıyla İstanbul, Safranbolu,
Hattuşaş (Boğazköy), Edirne Selimiye Camii, Nemrut Dağı, Xanthos-Letoon,
Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi, Truva Arkeolojik Kenti,
Hierapolis-Pamukkale, Göreme Milli Parkı-Kapadokya… 26’sı da yolda…
Yolda olanların listeye alınması, listede olanların da güzel güzel
korunup tanıtılması için canla başla çalışan bir de dernek: Dünya
Mirasları Gezginleri Derneği. En birinci niyetleri farkındalığı
artırmak, en sonuncusu ise Türkiye’nin her bir noktasını UNESCO Dünya
Mirası Listesi’ne eklemek.
Dernek Başkanı Atilla Ege,
konuştuğumuz an itibariyle tam 626 UNESCO Dünya Mirasını görmüş durumda.
Dediğine bakılırsa bu konuda dünyada ikinci, seneye de birinci
inşallah! 1971’den bu yana eşi Nihal Hanım’la gezmede. İlk yıllarda
rüzgâr nereye götürürse… Ama 2000’den itibaren listenin peşinde. Onun
ağzından şöyle: “Güney Şili’de bir pansiyonda İsviçreli bir çiftle
tanıştık, sohbet ediyoruz. Dediler ki, buradan bilmem nereye geçeceğiz.
Gayri ihtiyari neden diye sordum. ‘Çünkü orası dünya mirası listesinde’
cevabını verdiler. Anlamadım tabii ilk başta, anlattılar uzun uzun. ‘Vay
vay vay’ dedim. Dönüşte hemen araştırdım, UNESCO’ya bilgi istiyorum
diye yazı yazdım. Yüzlerce sayfa bilgi geldi. Tercüme ettik. Sonra
elimize haritayı aldık ve gezmeye başladık. Listenin bir kısmını daha
evvelden görmüştük ama gerçek kıymetlerini bilmiyorduk diye sil baştan
yaptık.”
Bir noktadan sonra da Türkiye’de durum nedir acaba? Öyle
olunca İstanbul’dan başlamışlar dolaşmaya. Ayasofya’yı gezerlerken bir
Türk rehbere, “Burasının UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde olduğunu
anlatıyor musunuz turistlere?” diye yoklama çekmişler. “Yok” demiş
rehber… Sonra Truva, Divriği Ulu Camii ve Nemrut’ta da aynısı...
Anlamışlar ki ne valiler, ne belediye başkanları ne de rehberler işin
farkında değil. Ne yapsak, ne yapsak derken… Dışarıda görüp
öğrendiklerini Türkiye’de anlatmaya ve uygulamaya karar vermişler.
Ellerinden geldiğince… Sonra da öğrendiklerini önce yetkililere,
ardından da karşılaştıkları herkese anlatmaya, nasıl denir, bir nevi and
içmişler.
BİZİM FİLANCAMIZ
Durum,
derneğin başkan yardımcısı Serdar Ahıskalı için de pek farklı değil. O
da birkaç sene evvel dünyanın taa bir ucunda aydınlanmış. Aynen şöyle:
“Kamboçya’nın kuzey batısında Angkor Wat’tayız. Kapıda dünya mirası
amblemi… Altında da ikili dünya mirasına sahip olan yerlerin listesi.
Yani hem kültürel hem doğal mirasa… Bir baktım Türkiye’den Pamukkale de
içlerinde. Çok utandım. Ben kendi ülkemle ilgili çok önemli bir kültürel
bilgiyi Kamboçya’da bir levhadan öğreniyordum.” Sonrası malum. Atilla
Ege ile karşılaşma ve derneği kurma… Şimdi dünya miraslarını gezerken
sürekli bir mukayese halinde. İki lafından biri: “Burası listedeyse
bizim filancamız hayli hayli girer…”
O hayli hayli nedir, deyince
de… Anlatıyor Ahıskalı: “UNESCO bir danışman, milletlerarası bir
eksper, birtakım kriterler belirlemiş, denetliyor; üstelik ücretsiz… Siz
yeter ki sunumunuzu güzel yapın, UNESCO’nun evrensel değer kavramına
uyun. O da şu: Bir yerin kültürel ve doğal özelliklerinin ayrıcalığı,
milli sınırları aşıp bugünkü ve gelecek nesillerdeki insanlık için
müşterek bir değer temsil ediyor mu? Ediyorsa… İşte o zaman bu mirasın
korunması milletlerarası bir gereklilik. İnsanlar seyahatlerinde neden
dünya miraslarını görmek istiyorlar? Çünkü oralarda bir değer
bulacaklarına yüzde yüz eminler.” O değerlerden tam 10 tanesi Türkiye’de, Anadolu’da, yanıbaşımızda… O halde, Anadolu’dan bir deyişle: “Davranın!”
BU FİKİR NERDEN ÇIKTI?
Dünya
Mirası fikri, 1959’da Mısır Hükümeti’nin Nil Nehri üzerindeki Asvan
Barajı dolunca su altında kalacak Nubian bölgesindeki Abu Simbel ve
Phila mabetlerinin kurtarılması için UNESCO’dan yardım istemesiyle
ortaya atıldı. Böylece yeryüzündeki bazı yerlerin ortak bir dünya mirası
olduğu ve onlara sahip çıkmanın önemi anlaşıldı.
RAKAMLARLA MİRAS
UNESCO
1978 yılından beri her sene düzenli olarak yaptığı toplantılarda 725
yeri dünya kültür mirası, 183 yeri doğal dünya mirası ve 28 yeri de hem
kültürel hem de doğal dünya mirası ilan etti. Böylece üye 187 ülkenin
151’indeki 936 yer tüm dünya halklarına ait miras olarak tescillendi.
JÜLİDE KARAHAN
ANADOLUJET MAYIS 2012
..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder