9 Eylül 2009 Çarşamba

Kırmızı ipliğin ucu, İstanbul Bienali

Dünyalı sanatseveri bir kez daha İstanbul’da buluşturacak 11. Uluslararası İstanbul Bienali başlıyor. Bienalin küratörlüğünü, çalışmalarını Hırvatistan’ın Zagreb kentinde sürdüren küratör kolektifi WHW / What, How & for Whom (Ne, Nasıl ve Kimin İçin) üstleniyor.


İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding sponsorluğunda gerçekleşen Bienal, kapılarını 12 Eylül’de açıyor olsa da aslında ‘Kırmızı İplik’ söyleşi ve sergileriyle bundan 1,5 yıl önce başlamıştı. Küratöryel araştırma süreci sırasında bir dizi yuvarlak masa toplantısı ve halka açık konferans yanı sıra geçtiğimiz aylarda Berlin’de gerçekleşen ‘Kırmızı İplik’ isimli sergi; bienalin ne menem bir şey olacağının ipuçlarını da vermişti. Şimdi ipliğin ucu göründü: Bienal; daha çok Orta Doğu, Orta Asya ve Doğu Avrupa gibi coğrafi bölgelere odaklı. Yine de ipliğin esneyip çatallanabileceği her daim saklı tutulmalı.


İnsan Neyle Yaşar?


11. Uluslararası İstanbul Bienali, başlığını, Bertolt Brecht’in Elisabeth Hauptmann ve Kurt Weill ile birlikte 1928’de yazdığı ‘Üç Kuruşluk Opera’ adlı oyunun Türkçe’ye ‘İnsan Neyle Yaşar?’ olarak çevrilen ‘Denn wovon lebt der Mensch?’ adlı şarkısından alıyor. Bir sergi başlığı olarak bu cümle kulağa fazlasıyla abartılı gelebilir; özellikle de vurgunun cevapta değil, sorunun kendisinde olduğu düşünülürse… Ama sorunun bugün de aynı aciliyeti taşıdığını savunan WHW; kavramsal çerçevenin Brecht’e, yeniden keşfedilmesi ve yeni kuşaklara gösterilmesi gereken bir klasik olarak bakılması niyetiyle belirlenmediğini tekrar tekrar vurguluyor. Niyetleri; kendi deyişleriyle “Geçmişin şimdide saklanan yönlerini düşünmek ve sanatın, toplumsal angajman ve estetik jest arasındaki ilişkilerini değerlendirip yeni ilişkiler kurabilme olasılıklarını araştırmak…”


İzleyiciyi İstanbul’da nelerin beklediğine gelince; en genel ifadeyle dünya güncel sanat çevrelerinde tanınan ya da yeni keşfedilen 70 sanatçı ve sanatçı gurubunun 120 projesi. Nesiller arası denge ve çeşitlilik WHW’nin özellikle önemsediği bir mesele. 1960’lı yılların sanatçıları ile günümüz sanatçılarını buluşturmaya çalışmaları da zaten bu sebeple. 11. Uluslararası İstanbul Bienali’ni görmek için verilen son tarih 8 Kasım. Yine de WHW’nin sürprizlerine hazırlıklı olmakta fayda var.


Bienal mekanları

11. Uluslararası İstanbul Bienali’nin üç mekânı var. Biri, pek çok Bienali ağırlayan Fındıklı’daki İstanbul Denizcilik İşletmeleri’ne ait 3 numaralı Antrepo. Diğeri, 9. Bienalle keşfedilen Tophane’deki Tütün Deposu. Sonuncusu ise Şişli’deki Feriköy Rum Okulu. 1875’te Feriköy Avukat Caddesi’nde açılan ama sonra 1900’de Abide-i Hürriyet Caddesine taşınan okul, 2003 yılından bu yana öğrencisi olmadığı için hizmet vermiyordu.


WHW’den Yüksel Arslan’a özel


“Yüksel Arslan’ın çalışmalarını sergide sunabildiğimiz için çok mutluyuz. Onun sanata dair araştırmalarının sık sık edebiyata, tarihe ve felsefeye referanslar içermesi; Arslan’a çok önemli ve eşsiz bir varoluş sağlıyor. Bizce, onun iktisat ve politikaya dair sorunlarla alakalı sanatçı duyarlılığı özellikle merak uyandırıcı ve ilgi çekici. Bu çerçevede, Bienal’de Yücel Arslan’ın, Karl Marx’ın Capital’ini temel alan karışık medya dizisi ‘Capital’den kapsamlı bir seçki yer alıyor. Aslında 1970’lerde üretilen bu dizi, kapitalist toplumun paradoksları üzerindeki keskin ve affetmeyici anlayışını halen koruyor.


JÜLİDE KARAHAN

SKYLIFE /EYLÜL 2009

....

Hiç yorum yok: